Genel Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2015 Cuma

Önemli İsimlerden Başarı Tavsiyeleri

Başarının herhangi bir anahtarı var mı, yok mu bilinmez. Ama başarılı insanların hemen hepsinin bazı ortak noktaları bulunuyor. Bu insanların hemen hepsi çalışkan insanlardır ve inanın ki, onlara özel bir güç verilmemiştir. Azimli, hırslı ve çalışkan insanların hemen hepsi bir şekilde başarıyı elde eden insanlardır.

CEO dediğimiz ve bir işletmenin can damarı olarak nitelendirebildiğimiz bazı isimler var. Bu isimlerin birçoğunu özellikle tanıyoruz. Örneğin Yahoo'nun CEO'su Marissa Mayer; hangi hemcinsi ona hayran değildir ki! Aynı şekilde birçok hayranı olduğunuz şirketin CEO'ları, birilerinin idolü olmuştur. Bu kişilere sadece hayranlıkla bakmayın. Bakın bakalım, elde ettikleri başarı için nasıl bir yol izlemişler. Mutlaka bir tanesinin izlediği yol size de ilham verecektir. Emin olun, onların da kendilerine örnek aldıkları bir isim var ve başarılarını onlara ithaf ediyorlar.

Sürekli yeni bir şeyler öğrenmek ufkunuzu son derece genişletecektir. Aynı zamanda yeni bilgiler sayesinde gerçekte hangi alana ilginiz var, hangi alanda başarılı olabilirsiniz gibi düşüncelerinize de yanıt bulabilirsiniz. Hayranı olduğunuz isimleri kendinize akıl hocası olarak seçebilir ve izledikleri yoldan dersler çıkarabilirsiniz.

Şimdi sizlerle bu isimlerin başarılı olmak için önemli tavsiyelerini paylaşmak istiyorum:

Marissa Mayer - Yahoo CEO'su


"Ortada bir çok başarı hikayesi var; ama bunlardan birisi sizin seçmenizi ve mükemmelleştirmenizi bekliyor."

Warren Buffett - Berkshire Hathaway CEO'su


"Bir olay karşısında, anlık tepki vermeyin, yarını bekleyin, sakinleşin."

Terry J. Lundgren - Macy's CEO'su


"Bir işi layıkıyla yapabileceğiniz zaman sınırlıdır; bu yüzden o zamanı iyi kullanın v işi yapılması gerektiği gibi yapın."

Lloyd Blankfein - Goldman Sachs CEO'su


"İnsanlar sizin stres altındayken bir işi nasıl hallettiğinizi görmekten çok etkilenecektir."

Maureen Chiquet - Chanel CEO'su


"Dinlemeyi öğrenmemiz lazım."

Eric Schmidt - Google Başkanı


"Evet, demenin yolunu bulun."

Jeff Weiner - Linkedln CEO'su


"Kafamda kurduğum her şeyi yaparım deyin."

Arianna Huffington - The Huffington Post Kurucusu


"Her an değişim başlatabilirsiniz."

Bill Gates - Microsoft Kurucusu


"İşleri basit tutun."

Sheryl Sandberg - Facebook COO


"Aptal olmayı bırakın, tüm mesela büyümek."

Muhammed El Erian - PIMCO eski CEO'su


"Farklı görüşleri dinlemediğiniz sürece, aklınız kapanacak ve genel kanıya evet diyeceksiniz."

23 Ocak 2015 Cuma

Lilith: Havva'dan Önceki Kadın!

Adem ve Havva ilk insandır; belki de öğrendiğimiz ilk şey de budur ve hepimiz onlardan yaratıldık! Ama bu durum bazı inanışlara göre farklılık gösteriyor. Havva'dan önce Lilith isimli bir kadının olduğunu hiç duymuş muydunuz?

Musevilik ve Hıristiyanlık apokrat inançlarında Adem'in ilk eşi Lilith'tir. İlk kadın olarak kabul edilir ve doğal olarak önemli bir yeri vardır. Birçok efsaneye de konu olmuştur. "Adem'in ilk eşi olarak Tanrı tarafından gönderildiği" kabul edilmektedir. Adem ile Lilith'in aynı çamurdan yaratıldığı ve bu nedenle eşitlik iddiasında bulunan ilk insanın Lilith olduğu bu dinlerin tarihinde yer alıyor.

Kabul edilen bir efsaneye göre; Tanrı insanı başta Adem ve Lilith isimleriyle bir çift olarak yarattı. Bir lütuf olarak da Adem ve Lilith Cennet bahçesinde birlikte yaşamaya başlıyorlar. Ama bu birliktelikte mutluluk yoktur ve anlaşmazlıkların nedenleri de, günümüz boşanma davalarından farksızdır.

Adem, Lilith'in olaylara farklı yaklaşmasından şikayetçidir ve onun kendine hizmet etme, bahçeye bakma, düzenli olma konusunda isteksiz olmasıyla suçlar. En çok üzerinde durulan nokta ise Adem'in cinsel ilişki sırasında Lilith'in sürekli altta olmasını istemesidir. Bu durum Adem için kadına üstünlük kurma gereği iken; Lilith için aşağılayıcıdır. Bu nedenle de Lilith buna karşı çıkar.

Kadın – erkek arasında günümüzde de yaşanan "kadın mı üstün, erkek mi?" tartışması, Adem ve Lilith'in birlikteliklerinin en büyük sorunudur. Lilith, ikisinin de aynı topraktan yaratıldığına göre eşit olmaları gerektiğini savunurken; Adem, kendinin üstünlük kurması gerektiğini düşünür. Sonuç olarak da bu birliktelik yaşanmaz hale gelir. Efsaneye göre Lilith, Tanrı'nın söylenmemesi gereken ve Cennet'ten çıkışın tek parolası olan adını anarak uçup gider. Yeryüzünde, Kızıl Deniz yakınlarında bir mağaraya sığınır. Yani Lilith, Adem'le anlaşamayacağını anladığı zaman Cennet'i terk eder ve Dünya'ya gider.

Kendine bir yer arayan Lilith, bu şekilde Cennet'ten dışlanmıştır. Çevresinde bulunan cinler ve cinlerin efendisi olarak inanılan Şeytan Samael ile ilişki yaşamaya başlar. İnanışa göre onlardan günde yüzlerce cin çocuk doğurur. Bu şekilde de dünyaya kötülük hızlı bir şekilde yayılır.

Cennet'te yalnız kalan Adem ise Lilith'i geri getirmesi için Tanrı'ya yalvarır. Bunun sonucunda, Tanrı'nın Senoy, Sansenoy ve Semangelof isimli üç meleğini elçi olarak gönderdiği; Lilith'e "evine dön" çağrısı yaptırdığına inanılır. Lilith ise dönmemekte kararlıdır. Melekler ona, gelmezse her gün 100 çocuğunu öldüreceğini söyler. Lilith gelmemekte kararlı olunca da, melekler her gün 100 cin çocuğu öldürür. Lilith duyduğu acı nedeniyle, bundan sonra Adem soyundan gelen bütün insan yavrularının, hamile ve doğum yapmakta olan kadınlarla, bebeklerin ezeli düşmanı olmaya yemin eder. Erkek çocukların doğduktan 8 gün içinde; kız çocukların ise 20 gün içinde canını alacağını söyler. Yalnızca yakınında üç meleğin ismi veya sureti olan çocuklara dokunmayacaktır.

Lilith'ten umudunu kesen Tanrı, Adem uyurken kaburga kemiğinden Havva'yı yaratır ve bu yeni kadının Adem'in vücudunun bir parçasından yaratıldığı için erkeğe karşı çıkamayacağını düşünür. İnanışa göre Havva, Lilith'e çok benzer ve Adem uyandığında başka biri olduğunu anlamaz. Havva'nın kendine karşı çıkmadığını ve boyun eğdiğini gördüğü zaman da, "nihayet hidayete erip yola geldi" der.

Lilith'in tamamen kötülerin safında yer aldığı ve bütün insanoğlunun başına gelen kötülüklerin anası olduğuna inanılır. Yaptığı kötülüklerin saymakla bitmediği ve tıbbın açıklayamadığı ani ölümlerin baş sorumlu olduğu söylenir. Düşüklerin, ölü doğumların, annenin ölümüne neden olan doğumların Lilith'ten kaynaklandığına inanılır. Ayrıca yalnız yatan erkekleri uykusunda baştan çıkarıp erotik rüyaları ile hamile kaldığı ve cin nüfusuna katkıda bulunduğu da söylenir. Bir inanışa göre de, aynaları yurt edindiği ve fazla aynaya bakan kadınları kendi safına çektiğine inanılır. Aynı zamanda "feministlerin ikonu" olduğu da söylenmektedir.

13 Ekim 2014 Pazartesi

Kadınlığın Zor Olduğu Ülkeler

Dünya genelinde kadınların, erkeklere göre daha zor zamanlar geçirdiği kanıtlanmış bir gerçektir. Bazı toplumların gelenek ve görenekleri çerçevesinde kadınların hiç yeri yok diyebiliriz. Ama bazı ülkeler var ki, kadınların çekmediği sıkıntı yok! Hatta insan muamelesi görmeyen kadınların yaşadığı ülkeler bile var.

Sosyal toplum içerisinde hiçbir yer olmayan kadınlar var. Hatta kadınlara bazı ülkelerde yalnızca hizmet eden ve çocuk doğuran varlıklar olarak bakılıyor! Mümkünse ağzını hiç açmasın, erkeklere kölelik etsin diye yaşayan kadınların varlığını bilmek insanlık adına büyük bir ayıp. Sözü fazla uzatmadan bu ülkelerden ve kadınların gördüğü muameleden bahsetmek istiyorum:

Irak ve Kadınları

Iraklı bir kadın, pasaport almak isterse erkek bir yakınının izni olduğunu kanıtlayan bir belgeye ihtiyacı var. Ayrıca Irak parlamentosunda hiçbir kadın milletvekili yer almamaktadır.

Suudi Arabistan ve Kadınları

Suudi Arabistan'da kadın şoför görmeniz imkansız. Çünkü kadınların araba kullanması yasak. Tecavüz ve cinsel saldırı zina sayılmaktadır.

Suriye ve Kadınları

Kadınlar için yasal evlenme yaşı 17 olmasına karşın, ülkemizde bulunan Suriyeli mülteci kampında 12 yaşında bir kızın evlendirilmeye çalışıldığı bilinmektedir.

Yemen ve Kadınları

Yemen'de kızların yalnızca % 53'ü ilkokula gönderilmektedir. Kadınların ise 1000'de 2'si doğum sırasında ölmektedir.

Mısır ve Kadınları

Mısırlı kadınların % 99.3'ü cinsel tacize maruz kalıyor. %91'i kadın sünnetine maruz kalıyor. Politikada hiçbir yerleri yok.

Sudan ve Kadınları

Kızların yasal evlenme yaşı, 10'dur. Ortalama olarak her 30 kadından 1'i hamilelik sırasında hayatını kaybediyor. Kadınların 1000'de 7,3'ü de doğum sırasında hayatını kaybediyor.

Lübnan ve Kadınları

Lübnan yasalarına göre tecavüz eden kişi, tecavüze uğrayan kadınla evlenme hakkına sahip. Yasadışı kürtaj yapan kadın 7 yıl hapse mahkum ediliyor.

Filistin ve Kadınları

Kadınların okuma – yazma oranı % 92.6 iken, sadece %17'si istihdam ediliyor. Kadınlar için evlenme yaşı, Batı Şeria'da 15, Gazze Şeridi'nde 17'dir.

Somali ve Kadınları

İç savaştan aşırı etkilenen Somali'de 2012 yılında dünyanın doğum sırasında en yüksek kadın ölüm oranı yaşanmıştır. Bu oran % 1,2'dir. Hazırlanan bir rapora göre de; Somali'de kamplarda 1200 kadın tecavüze uğramış.

Cibuti ve Kadınları

Cinsel taciz ile ilgili herhangi bir yasa bulunmamaktadır. Kadınların % 93'ü kadın sünnetine maruz kalıyor.

Bahreyn ve Kadınları

Kadınların % 33'ü aile içi şiddete maruz kalıyor. Bir kadının tanıklığı, yarım erkek tanıklığına eşittir yani, 2 kadın 1 erkek değerinde.

Mauritius ve Kadınları

Kadınların sadece % 9'u doğum kontrolünden haberdar. 1 aylık bebekken % 69'u kadın sünnetine maruz kalıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Kadınları

Evlilik dışı çocuk yapmak tutuklanma sebebidir. Müslüman olmayan bir erkekle evlenmeleri de yasalara göre yasaktır.

Libya ve Kadınları

Nisan ayında Libya'daki sosyal işler bakanlığı, Libyalı kadınların yabancı erkeklerle evlenme talebini askıya almıştır. Ayrıca kadınların % 99'undan fazlası aile içi şiddete maruz kalıyor.

Fas ve Kadınları

Fas Ceza Kanunu'na göre kadınların kocalarını terk etmesi yasaktır. 15 – 49 yaş arası kadınların % 44'ü okuma yazma bilmiyor. Ülkedeki toplam evliliklerin % 10'unda 18 yaşından küçük kızlar evlenmiştir.

Tunus ve Kadınları 

Tunus'daki kadınlar aynı işte çalıştığı erkeğe göre % 33 daha az maaş almaktadır. Doğum izni 30 gündür.

Katar ve Kadınları

Katar'da kadınların ehliyet alabilmesi için kocalarının izin verdiğine dair belgeleri olmalı. Her yıl yaklaşık olarak 100 bin göçmen kadın evlilik dışı doğum yaptığı için hapse giriyor.

Cezayir ve Kadınları

Cezayir Hukuku'nda eşe tecavüz cezası yoktur. 2012 yılının Ekim ayında cinsel saldırıdan birisi ceza almıştır. Bu tarihe kadar bu konuda kimse ceza almamıştır.

Ürdün ve Kadınları

Ürdünlü bir kadın, yabancı bir erkekle evlendiği zaman hem kocası hem de doğacak çocuğu Ürdün vatandaşı olamamaktadır. Ülkedeki gayrimenkullerin yalnızca % 17'si kadınlara aittir.

Kuveyt ve Kadınları

Cinsel şiddeti yasaklayan bir yasa bulunmamaktadır ve evlilik içi tecavüzü suç sayan bir yasa yoktur. Kadınların evlenme yaşı 15'tir, erkekler için 17'dir.

Umman ve Kadınları

Parlamentosunda sadece % 1,2 oranında kadın vardır. Yasalarına göre mirastan erkeklerin aldığının yarısı kadar alabiliyorlar. Bu ülkede erkek herhangi bir sebepten dolayı karısını boşayabiliyor ama bir kadının boşanma hakkına sahip olması için 8 sebep içerisinden birini sağlaması gerekiyor.

30 Eylül 2014 Salı

Sollama Değil Sağlama Şeridi (!)

Sollama şeridinin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

Sollama şeridi denilmesinin amacı bu yolda dümdüz ilerleyebilirsiniz, hızlı gidiyorsanız bu şeridi sürekli kullanabilirsiniz demek değildir. Sollama şeridi kurallara uygun bir şekilde önünüzdeki aracı sollamak için kullandığınız bir şerittir. Bu şeridi sürekli olarak kullanamazsınız, sollama işleminiz bittikten sonra o şeridi boşaltmalısınız. Bunun bir trafik kuralı olduğunu biliyor musunuz?

Tatil dönüş yolunda yaşadığın ve rahatsız olduğum en büyük sorun, kesinlikle insanların birbirine karşı saygısının kalmadığını bir kere daha trafikte görmem oldu. Sollama şeridinin amacı dışında kullanılması, insanların sollama kavramını unutup kendine göre sağlama şeridini yarattıklarını görüyoruz.

Son zamanlarda trafikte yaşanan saygısızlıktan hanginiz şikayetçi değil? Peki, hanginiz gerçekten bu kurallara uyuyorsunuz ve trafikte olmanız gerektiği gibi yer alıyorsunuz? Trafikte sizin dışınızda insanlarında olduğunun ve uymanız gereken kuralların olduğunun farkında mısınız?

Son yıllarda hemen herkesin ağzında trafikte kimsenin kimseye saygısı kalmadığı dolanıp duruyor."30 senelik şoförüm böylesini görmedim" veya "Avrupa'ya gidip bir ders alsınlar!" Trafikte herkesin şikayet ettiği bir konu mutlaka vardır. Yaya kendine yol vermeyen, hızlı gidip üzerine kıran, yağmurlu havada su sıçratan araca kızar. Araç şoförü kendini sollayan, ondan hızlı giden, beklenmedik anda önüne kıran, zaten 10 saniyelik yeşil ışık yandığında hareket etmeyen, yol onunken geçmesine müsaade edilmemesine araca ve önüne sorumsuzca atlayan yayaya kızar.

Peki, sonuç ne? Herkesin birbirine bağırıp çağırdığı ama sonuç olarak hiçbir şeyin elde edilmediği bir trafik!

Trafikte, birileri kurallara uymayanlara birileri vurdumduymazlara, kimileri hızlı gidene, kimileri yavaş gidene kızar. Hey, bir dakika durun ve bekleyin! Ne oluyor bizlere? Trafik böyle bir şey olmamalı, sizce de öyle değil mi? Çıkılacağı zaman büyük stres, gerginlik, kavgalar, gürültüler yaşanan bir şey olmamalı!

Tüm bunların nedenini hiç düşündünüz mü peki?

Ben söyleyeyim, tüm bunların nedeni kimsenin kimseye tahammülünün kalmaması ve SAYGISIZLIK! Hepsi bundan ibaret. Tamamen birbirine düşmanmış gibi bakan insanlara dönüştük. Tanısak da, tanımasak da birbirimize düşman olduk ve bir kaşık suda boğacağız adeta. Nereye gitti insanların birbirine saygısı!

Trafik kuralları gerek yayalar gerekse taşıtlar tarafından hiçe sayılarak, her gün bir olay yaşanmasına neden olunuyor. Neden bu kurallara uymuyoruz peki? Benciliz çünkü yeter ki, biz yol alalım işimizi halledelim, gerisi ne yaparsa yapsın, hiç sorun değil. Peki, yaptığınız hata bir insanın canına mal oluyorsa, bu umurunuzda mı?

Sizin yaptığınız bir hata yüzünden hayatını kaybeden, ocağı sönen, sakat kalan bir insanın varlığına tahammül ederek, rahat bir yaşam sürmeye devam edebilecek misiniz? Cevabınız evet ise söylenecek fazla bir söz yok. Ama hayırsa neden kurallara uymuyorsunuz peki?

13 Eylül 2014 Cumartesi

Omo Kabilesi'nin Güzellik Anlayışı

Dudağında kocaman kilden bir tabağı bir aksesuar gibi taşıyan bir kabile var. Mutlaka belgesellerin birinde bu insanlara denk gelmişsinizdir ve garipsemişsinizdir. Ama bu kabilenin gelenekleri arasında bu dudakta tabak taşımak büyük bir önem taşıyor.

Omo Kabilesi, Etiyopya'nın Omo Nehri kenarında yerleşik olarak yaşayan ve en çok tanınan kabiledir. Görünüş ve yaşam tarzlarındaki farklılık nedeniyle dünyaya duyulan ünleri buraya milyonlarca ziyaretçi çekiyor. Bu kabilenin bilinme nedenlerinin başında yerleşik olmaları geliyor olsa bile, en dikkat çeken özelliklerinden biri kadınların dudaklarında taşıdığı kilden tabaklar.

Kabileyi bu kadar farklı yapan yaşam tarzları ve bu dudak büyütme gelenekleri. Modern toplum yapısına uygun olmayan bu aksesuarları, alt dudaklarına takıyorlar ve bu sayede farklı bir görünüme sahip oluyorlar. Amaçları farklı görünmek değil elbette.

Dudak büyütme konusunda iki farklı görüş var. Dudak büyütme ile ilgili görüşlerden birincisi, civar kabilelerin kadınları köleleştirmek için kaçırdığı bilinmekte ve kadınların kaçırılmasını önlemek için bu şekilde çirkinleştirildiğidir. Diğeri ise güzel ve özel görünme çabası.


Düşünüldüğü zaman iki görüşünde mantıklı ve geçerli olduğu kabul edilebilir. Omo kabilesinde genç kızların evlenme çağı yaklaşık olarak 20 yaşı ve bu yaşına yaklaşan kızlar bu işleme başlıyorlar. Dudaklarının alt kısmında ufak bir yarık açıp bu yarığı bu tabak görünümlü aksesuarları ile büyütüyorlar.

Aynı zamanda ağırlığınca altın mantığına benzer bir mantıkla, dudaklarının içine koydukları bu yuvarlak tabağa benzeyen aksesuar ne kadar büyükse başlık paraları da o kadar büyük oluyor.